22 Temmuz 2017 Cumartesi

Tesadüfün Böylesi


1 milyon euroluk bir oyuncu satması lazımmış Fenerbahçe'nin yeni transferlerini UEFA Avrupa Ligi kadrosuna ekleyebilmek için ve ne tesadüf ki bu akşam geç saatlerde takımın üçüncü kalecisi Ertuğrul Taşkıran'ı ve adı sanı duyulmamış genç bir futbolcuyu (Melih Okutan) 1 milyon euro vererek Boluspor transfer etmiş...
Bu Boluspor ne kadar cömert bir takım diyeceğim de, Gaziantepspor'dan Ertuğrul'a göre daha iyi ve tecrübeli bir kaleci olan Gökhan'ı "bedava" almışlar, aynı şekilde Balıkesirspor'dan İshak, Adana Demirspor'dan Göksü, Yeni Malatya'dan İrfan "beleş"e alınmış ama Fenerbahçelilere 1 milyon verilmiş...
Tesadüf mü?
Ben bilmem...
Finansal Fair Play'ı çıkaran UEFA baksın bakalım bu transfer "fair" mi?


21 Temmuz 2017 Cuma

Galatasaray:1-1:Östersund


El birliği ile Galatasaray kulüp tarihinde ilk defa Temmuz ayında Avrupa kupalarına veda etti.
Futbolcu transfer edilmeden eldekiler satıldı, "çer çöp" dururken birisi ego uğruna, birisi de "ne idüğü" belirsiz sistemine uymadığı için eldeki en değerli futbolcu Wesley Sneijder'i zorla Galatasaray'dan kopardı... Ne oturduğu koltuğun ağırlığını bilebildi birisi, ne de çalıştırdığı takımın büyüklüğünü anlayabildi öbürüsü...

"Uçaklar inecek" masallarıyla taraftar kandırıldı ama Bülent abinin dediği gibi artık "Başkanı, yöneticisi, teknik kadrosu ve futbolcularının olduğu bir uçak kalkmalı İstanbul'dan. Armayı burada bırakarak"...


STAT: Türk Telekom Stadyumu
HAKEMLER: Bastian Dankert, Mike Pickel, Rene Rohde, Robert Kampka
GALATASARAY: Muslera, Maicon, Ahmet, Linnes, Carole (Eren 57), Tolga, Selçuk, Yasin (Rodrigues 70), Belhanda, Sinan, Gomis
ÖSTERSUNDS: Keita, Petterson, Papagiannopoulos, Gero, Sema (Hopcutt 82), Widgren, Bachirou, Nouri, Mensah, Mukiibi (Bergqvist 69), Ghoddos (Edwards 68)
GOLLER:  Ahmet (69) / Nouri (60)
SARI KARTLAR: Gomis (20), Muslera (39), Tolga (49), Rodrigues (87), Belhanda (90+)

14 Temmuz 2017 Cuma

Östersunds:2-0:Galatasaray


Temmuz ortasında resmi maç, futbolsuz geçen bu yaz günlerinde çölde vaha misali yüzümüzü güldürürken, daha temmuz ortasında sinir ve öfkeden kudurmak, koskoca sezon ruh sağlığımız için hiç de olumlu bir sinyal değil. Hele hele bu felaket göz göre göre, bağıra çağıra geliyor ve müdahale etmesi gerekenler "sus pus" takılıyorsa, öfkemiz kat be kat artıyor.
Geçen sezon ligi dördüncü sırada bitirince Galatasaray'ın temmuz 14'te UEFA Avrupa Liginde maça çıkacağı belliydi ve teknik direktör Igor Tudor ile yöneticiler ona göre kamp programı yaptılar (mı?). Hele ki kuralar çekilip, rakibin liglerin devam ettiği İsveç'ten olduğu öğrenilince, işin daha sıkıya alınması gerekiyordu. En azından biz öyle olmasını beklerken, Dursun Özbek yönetimi hiç gereği yokken elindeki en değerli oyuncu olan Wesley Sneijder'i takımdan "kovmak" için kafayı çeşit çeşit senaryolara yorarken, "uçaklar inecek" hikayeleriyle "transfersever" taraftarın gönlünü kazanıyordu. "Son iki yıldır ilk üçe girememiş bu takımı yeniliyoruz" sloganıyla daha yerlerine oyuncu alamadan Sabri, Hakan Balta, De Jong gibi oyuncuları kadro dışı bırakan Hırvat teknik adam  "Oyun planımda Sneijder'a yer yok" diyerek Hollanda'lıya da kapıyı kapamıştı. Bu şartlarda yaz ortasında mont-eldiven giyilen İsveç'in Östersunds kabasında suni çim sahada sezonun ilk maçına çıktı Galatasaray. Oyun başladı başlamasına da Galatasaray'lı topçular topa ilk defa dakikalar 03.32'yı gösterirken dokundu ama sonrasında yine top 2 dakika boyunca ev sahibinin ayağındaydı. İşin daha da vahimi Keita'nın koruduğu kalenin ceza sahasına ilk girdiğimizde skorborddaki saat 14.38'i işaret ediyordu. Koskoca 15 dakika Galatasaray rakip ceza sahasını göremiyordu. Ne Real Madrid karşısında, ne Juventus karşısında, rakip kim olursa olsun Galatasaray'ın böyle mahkum ve etkisiz oyununu hatırlayanları yorumlar bölümüne bekliyorum, ben hatırlamıyorum da... "Östersunds maça müthiş derecede iyi konsantre olmuş" diyordu karşılaşmayı anlatan Cem Yılmaz, peki Galatasaray koskoca Slovakya kampında neye konsantre olmuştu? 21. dakikada Yasin'in getirdiği ve Gomis'in gelişine kötü vurduğu top ile Selçuk'un 30 küsür metreden kullandığı serbest atış dışında Galatasaray, kendisinden hayli hayli zayıf olan rakibi karşısında etkisizdi. Peki neden? Galatasaray'ın Sneijder'i yoktu da ondan... Orta sahada aldığı topu ayağında tutacak, gerektiğinde sorumluluk alacak, Gomis'e ara paslar atacak, kanatlarda Yasin ve Rodriguez'i kaçıracak "on numara" olmayınca, koskoca bir hiç gibi geçen bir 45 dakika izledik Galatasaray adına. Maç sonu Sneijder sorusunu duyunca "hayalet görmüş gibi" kaçan Igor Tudor, rövanşta Belhanda olacak diyordu basın toplantısında da, ben Faslı topçuya nedense pek güvenemiyorum, zira aynı hazırlık maçında sakatlanan ve tedavisi daha uzun sürecek diye açıklama yapılan Eren'i sahada görüp, Belhanda'yı sakat mazeretiyle kadroda göremeyince, nedense Belhanda'nın ipiyle kuyuya inmekte tereddüt ettim.


İlk yarıdaki golsüzlüğe lanet ederken, daha da kötüsünün olacağını tahmin edebiliyorduk ama dile getirmekten korkuyorduk. Golü bulabilirdi Östersunds ve felaket de gerçekleşti, hem de Galatasaray'ın "biraz" daha derli toplu gözüktüğü bir zaman diliminde. 1-0 mağlupken, eşitlik için rakip kaleye gitmek gerekirken, kenarda Eren'i görünce maç boyu sahada hayalet gibi dolaşan Sinan'ın çıkmasını bekliyorduk ama tabelada Gomis'in numarası yanıyordu, tam da yeni transferin oyunun içine girmeye başladığı anlarda, topla sıkça buluşup, rakip kalede pozisyonlar yakaladığımız dakikalarda.  Geçen sezon bolca yaptığı "manasız" değişikliklerden birini daha yapmıştı Tudor, şaştık kaldık... Sinan'ı da değiştirmek için 87. dakikayı bekledi ki yerine giren Emrah daha erken girse, fark yaratabilecekti. Emrah Başsan belki 3-5 dakikada fark yaratamadı ama Carole "kötü bir sol bek nasıl olur" konusunda geçen sezondan beri açık ara önde, farkı her maç açıyor... Karşılaşmanın ilk dakikasından son dakikasına kadar tel tel dökülen Carole'un kanadından iki golün de gelmesi tesadüf olmasa gerek. Bizim hocamız topçularına rakiple alakalı neyi çalıştırmış bilmem de rakibin İngiliz hocası Carole'un geçen sezon Fenerbahçe derbilerinde nasıl takımını mağlup ettirdiğini oyuncularına belli ki izlettirmiş. Merak ediyoruz, Fransız oyuncuda bu ısrar neden? Galatasaray'ın öncelikli ihtiyaçlarından biri sol bek iken sağ beke transfer neden yapılıyor? Hakan Balta ve Linnes sol tarafta Carole'dan çok daha iyi oynayacakken, hatta iddia ediyorum sağ ayaklı Sabri dahi Fransız sol bekten faydalı olabilecekken neden Carole? Umarım bir gün bir gazeteci Tudor'a bu soruyu sorar da belki de hoca cevap verir...

Gece felaketti ama ilk defa resmi bir müsabakada Galatasaray forması giyen Gomis ve Maicon gelecek adına ümit verdiler. Bafetimbi Gomis sırtı kaleye dönük aldığı toplar ve arkadaşlarına yarattığı pozisyonlar ile Drogba'yı anımsatırken, Maicon da takımın yediği ikinci golde "berbat" bir çalım yemesine rağmen, saha içinde duruşu, defansta "ağır abi" tavırlarıyla Galatasaray'da formanın hakkını verecek oyunculardan biri.


Kuruluş amaçlarından biri "Türk olmayan takımları yenmek" olan Galatasaray, uzun zamandır bu gayesini gerçekleştiremiyor ve bu gece de kendi seviyesine hiç yaklaşamayacak bir takım karşısında aldığı mağlubiyetle tarihine kara bir leke daha sürdü. Igor Tudor maç sonu "Biz bu turu geçeceğiz" derken acaba yenilecek bir gol halinde rakibe dört gol atılması gerektiğinin farkında mı? Biz taraftar olarak "Galatasaray bitti demeden bitmez" diyoruz ve "Galatasaray'ın olduğu yerde umut vardır" diye önümüze hep ümitli ve hevesli bakıyoruz ama bu takımın başındakiler kulübün vizyonundan oldukça uzaktalar ve ne yaptıklarını bilmez halde camiayı uçuruma sürüklemekteler.


STAT: Jamtkraft Arena
HAKEMLER: Juan Martinez Munuera, Diego Barbero Sevilla, Cesar Manuel Noval Font, Mario Melero Lopez
ÖSTERSUNDS: Keita, Pettersson, Papagiannopoulos, Widgren, Mensiro, Mukiibi (Bergqvist 75), Sema (Somi 88), Bachirou, Nouri, Gero, Ghoddos (Hopcutt 80)
GALATASARAY: Muslera, Linnes, Ahmet, Maicon, Carole, Yasin, Tolga, Selçuk, Rodrigues, Gomis (Eren 69), Sinan (Emrah 87)
GOLLER: Ghoddos (68), Hopcutt (90+)
SARI KARTLAR: Gero (18), Pettersson (35) / Tolga (17), Yasin (90+4)

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Golenzo Streetwear'den Yaz Ortası Sürprizleri


2014 senesinde "tribün modasını hayata taşı" diyerek "yeşil sahalara" ayak basan Golenzo Streetwear,  bu yaz başı çıkarmış olduğu t-shirtler ve polo yaka t-shirtle taraftarın büyük beğenisini alırken, "yaz boyu yeni sürprizlere hazır olmamız gerektiğini" belirtmişti markanın ortaklarından Tugay. Bizler sıcakların rekor kırdığı günlerde serinleyecek yerler ararken, onlar boş durmamış, sözlerini gerçekleştirmek için çalışmış olmalılar ki, bu sabah instagram hesaplarına baktığımızda üç sürpriz ürünle "Günaydın" dediklerini gördük takipçilerine. Öncelikle taraftarların yorumlarda sürekli talep ettiği şapkayı üreterek, "bir hasreti sonlandırdılar". İlk aşamada sadece siyah renk olarak üretilecek ve nakış işleme ile "ultras" ibaresi olan şapka için ön siparişler alınmaya başlandı bile. Artık, "bucket hat" adı verilen balıkçı şapkalardadır sıra diye düşünüyoruz... Malum önümüzdeki sene Rusya'da Dünya Kupası var ve Ruslar bu tarz şapkayı çok sever, milli takımın peşinden gittiğimizde ortama uyum sağlamak lazım, değil mi?




Rusya demişken, yolculuk akla geliyor ve Golenzo'nun bu yaz en büyük sürprizi ve benzer taraftar malzemesi üretenlerden farkı çıkarmış olduğu iki adet "tarz" çanta. Golenzo Casual Spor Çanta tamamen deriden yapılmış ve taraftarın deplasman yolculuklarında yanından ayırmayacağı türden. İki t-shirt, bir blue-jean, atkı, varsa bez pankart ve fanzin ile kitapları attığın gibi çantaya, başlasın deplasman serüveni. Yeri gelmişken, sosyal mesaj da verelim: Kitap okuyun arkadaşlar, futbol edebiyatı okuyun, Eduardo Galeano'dan  Gölgede ve Güneşte Futbol da okuyun, Simon Kuper'den Futbol Asla Sadece Futbol Değildir de okuyun, Tanıl Bora'dan futbola dair ne buluyorsanız okuyun, takımıza ait yazılmış kitapları okuyun...



Okuyun derken, Golenzo okullu takipçilerini de düşünmüş ve Ultras Sırt Çantasını da pazartesinden itibaren satışa sunacağını belirtmiş. Üniversiteyi bitireli çok oldu ama keşke bizim zamanımızda olsaydı böyle ürünler, kampüste konuştururduk tarzımızı, gösterirdik kimliğimizi: Taraftarız işte, armaya adanmış hayatımız, sefasını da çekeriz, cefasını...
Çantalar ne kadar hoşumuza gittiyse, Golenzo'nun kendine has çıkarmış olduğu "badge" de markanın mührü gibi olmuş. Tahminimiz odur ki, bundan sonra çıkarılacak polar, mont gibi ürünlerde  bu "kol etiketini" bolca göreceğiz, görmeliyiz de zaten...
Bu yazıyı noktalarken, Golenzo'nun instagram hesabına baktığımda "taze taze" atkıların geleceğini de görmüş oldum. Dedik ya, "adamlar durmuyor, taraftar için üretiyor"... Enerjileri tükenmesin, ilhamları bol olsun...



9 Temmuz 2017 Pazar

Ümit Karan Malatyaspor'da


Yaz sezonun gelmesiyle takımlar kadrolarını yenileme çalışmalarını son hızla sürdürürken, Süper Lige yeni yükselen Yeni Malatyaspor, İrfan Buz'la devam etmeyip Ertuğrul Sağlam'ı takımın başına getirmişti. Onlar yeni hoca alacaklar da "hemşoları" boş mu duracak? Amerika'da yaşayan Malatyalı iş adamları tarafından kurulan ve Cosmopolitan 1. Liginde mücadele edecek olan Malatyaspor USA, takımın teknik direktörlüğüne Ümit Karan'ı getirdi.  Futbolu Eskişehirspor'da bıraktıktan sonra kırmızı-siyahlı takımda sportif direktörlük yapan , sonrasında da Tepecikspor'da aynı görevde bulunan Ümit, ilk hocalık tecrübesini "düşler ülkesinde" yapacak. Konu ile ilgili görüşlerini dile getiren Malatyaspor USA başkanı Teoman Mutlu, hedeflerinin Amerika'da yer alan yetenekli Afrika ve Latin Amerika kökenli oyuncuları keşfedip, Türkiye Süper Ligine kazandırmak olduğunu, Ümit Karan'la birlikte gösterecekleri performansla Amerika MLS Ligine giriş hakkı elde etmeye çalışacaklarını belirtti.

7 Temmuz 2017 Cuma

Güle Güle Sabri Reis


O geldi, bu gitti derken, sessiz sedasız ayrıldı Sabri reis Galatasaray'dan. Eleştireni, saygısızca dalga geçeni çoktu, yetenekleri sınırlıydı ama bizden biriydi Sabri reis... Hırslıydı, arzuluydu, formasını terletmeden kenara geldiği maç hatırlamıyorum da, daha önemlisi Gayin Sinli armaya, parcalı formaya ters bakana haddini bildirmekte pek maharetliydi. Tabii bunları Opta'lardaki Transfermark'lardaki kuru istatistikler yazmaz. Varsın yazmasın, onun adı Galatasaray tarihine çoktan yazıldı bile... Yolun açık olsun Sabri Sarıoğlu... Nasılsa bir gün yine kesişecek yollarımız. O güne kadar güle güle...





6 Temmuz 2017 Perşembe

Maradona, Napoli Şehri Onursal Hemşehrisi Oldu


Ünlü Arjantinli futbol ilahı Diego Armando Maradona'nın Napoli aşkını bilmeyen yoktur, Napoli halkının da kendilerini iki defa İtalya şampiyonu yapmış "Tanrı'nın eli"ne sevgileri o kadar büyük ki İtalya 90 Dünya Kupası sırasında Maradona için Arjantin'i desteklemeleri hala aklımızda. Tabii arada karşılklı böyle büyük sevgi varken, şehrin belediye başkanı Luigi de Magistris, ünlü oyuncuya şehrin onursal hemşehrisi ünvanını vermiş. Kentin populer meydanında yer alan belediye binasında yapılan törende, şehrin simgesel anahtarını teslim alan Maradona, "Dünyada o kadar yer gezdim, kimse beni Napolililer kadar hoş karşılamadı, bu yüzden ben bu şehre ilk ayak bastığımdan beri kendimi sizlerden biri olarak gördüm" derken, De Magistris'e de teşekkür etmeyi unutmadı.





3 Haziran 2017 Cumartesi

Galatasaray:2-1:Atiker Konyaspor


Ligin son hafta maçlarını aynı saate sıkıştırınca Futbol Federasyonu, biz de Galatasaray-Konyaspor maçı yerine küme düşecek son takımı ilgilendiren Trabzonspor-Bursaspor maçını seyrettik. Seneye Fenerbahçe'nin başına geçecek olan Aykut'un başındaki Konya'yı her şartta yenecektik, yendik de Sinan'ın iki gol atıp, "triplere" girdiği maçta...  Bizim galip gelmemiz de çok fazla bir şey ifade etmiyordu üçüncülük mücadelesinde, Adana deplasmanındaki Fenerbahçe puan kaybetmeliydi de onlar da 15 gün fazla tatil yapmak için işi sıkıya almışlar ve galip gelmişlerdi.
Konya karşılaşması ligin son maçı olmasının yanında Lukas Podolski'nin Galatasaray taraftarına veda maçıydı. Kendimi bildim bileli Galatasaray forması giymiş topa en "net", en "temiz" vuran topçuydu Podolski ve saha içinde olduğu kadar saha dışındaki hareketleriyle de kendisini bizlere çok sevdirmişti. Milli takıma yaptığı jubilesinde olduğu gibi golle veda etseydi "tadından yenmezdi" de o daha harika bir veda yaptı: maç sonu tribüne çıktı, orada "reis" edasıyla üçlü çektirdi ve Galatasaray taraftarına hoşçakalın dedi...





Stat: Türk Telekom
Hakemler: Halis Özkahya, Kemal Yılmaz, Hakan Yemişken
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Çalık, Semih Kaya, Linnes, Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Bruma, Sneijder (Dk. 46 Josue), Sinan Gümüş (Dk. 88 Eren Derdiyok), Podolski (Dk. 67 Yasin Öztekin)
Atiker Konyaspor: Serkan Kırıntılı, Ömer Ali Şahiner, Ali Turan, Selim Ay, Mehmet Uslu, Mbamba (Dk. 64 Milosevic), Volkan Fındıklı, Ali Çamdalı, Fofana (Dk. 63 Bajic), Hora (Dk. 81 Douglas), Hadziahmetovic
Goller: Dk. 35 ve 78 Sinan Gümüş (Galatasaray), Dk. 63 Selim Ay (Atiker Konyaspor)
Sarı kartlar: Dk. 16 Podolski (Galatasaray), Dk. 56 Volkan Fındıklı (Atiker Konyaspor)

Trabzonspor:1-2:Bursaspor


Karabükspor'u Bursa'da 3-0 mağlup ettikten sonra puanını 35'e çıkarıp 10. sırada yer alan Bursaspor 6 hafta arka arkaya "sıfır" çekip, Trabzon deplasmanına küme düşme korkusuyla gitmişti. Takipçisi  Rizespor'du, 27 haftada 23 puana sahipti ve son haftaya 33 puanla girmişti.  İşin daha ilginç tarafı da geçen hafta yeşil-beyazlılar Bursa'da kazanıp, rahatlayacakları maçta Gençlerbirliği'ne yenilmişler, Rizespor ise Bursaspor gibi bir takımın küme düşmemeye oynamasına en büyük sebeplerden Hamza Hamzaoğlu'nun çalıştırdığı  Osmanlıspor'u deplasmanda mağlup etmişti. Hamza Hamzaoğlu Galatasaray'dan kovulmasına neden olan hataları Bursa'da da yapmış, Jem Paul Karacan'ları, Bilal'leri, Akhisarlı İsmail'i ve Merter'i yanına getirmişti. Sonu hüsran olan maceraya Bursaspor başkanı Ali Ay göz yummuş, yarı sezonda Hamza hocanın biletini keserek Bursaspor gibi "deli dolu" bir camiaya "melek gibi sakin" Mutlu Topçu'yu getirerek ikinci hatasını yapmıştı. Tabii, beklenen oldu, "kan uyuşmazlığı"  baş gösterdi ve içerde-dışarda mağlubiyetler geldi, Mutlu Topçu gidişata dur diyemedi, o da "gemiyi terk etti."...  Yeşil beyazlı taraftarlar da bu süreçte "felakete sürüklenen" takıma müdahil olmuş, oyuncuların  "kulaklarını" çekmişlerdi Kasımpaşa maçı dönüşünde de  koca sezonun faturası bu hareket sonrası taraftara kesilmişti.


Öyle ya da böyle Bursa'yı kendi çocuğu Adnan Örnek de kurtaramamış, göz yaşları içinde geçen hafta görevi bırakırken, "bu oyunculara şok lazım, şok" diye ağlıyordu emektar kaptan...  Küme düşmeme yarışında rakibi Rizespor'dan 2 puan önde olsa da Bursaspor, avantaj takipçisinde gibiydi, zira Karadeniz ekibi evinde oynuyor, rakibi "amaçsız" Alanyaspor'du. Akdeniz takımı o kadar amaçsızdı ki, gol krallığına oynayan golcüsü Vagner Love Rize'ye gitmemek için Galatasaray maçında bilerek cezalı duruma düşmüştü. Bursaspor ise ligde ikinci devrenin flaş takımı Trabzon deplasmanına çıkacaklardı... Zordu işleri ama yeşil-beyazlıların en büyük gücü taraftarı vardı, Teksas'ı, Radikal'i, Üni-Timsah'ı bir olmuş, "Seni sevmenin bedelini ağır ödüyorum" pankartı arkasında "umuda yolculuğa çıkmıştı"...


"Teknik direktör istemiyoruz, bu pisliği biz temizleyeceğiz" demişti Bursasporlu oyuncular ve yardımcı antrenör Mustafa Er yönetiminde çıkıyordu Trabzon'daki "ölüm-kalım" maçına. Yer Medikal Park Arenaydı ama Bursa taraftarı inletiyordu etrafı "saldır Bursa" tezahüratlarıyla. Bursalı futbolcular da kendilerinden çok emin, rakibe basarak başlamışlardı maça.  Savunmada Şamil ve Sivok oldukça dikkatli oynarken, Erdem ve Aziz Behich defanstan çok hücüma destek yapıyorlardı, kazanmak zorundaydı Bursa, bunun için de gol atmalıydı. Orta saha üçlüsü Batalla-Fatty-Jorquera koca sezon oynamadıkları kadar "komple" bir oyun çıkarıyorlardı, özellikle Jorquera maçın yıldızı olmaya aday bir performans sergilemişti. İlk devre golü çok arzulasa da rakip fileleri havalandıramazken, soyunma odasına girerken Rizespor'un attığı golün haberi geliyordu. Artık tek hedef galibiyetti ama golü ararken Trabzonspor'un nadir gelişen atağında Sivok'un bir anlık dalgınlığından Rodallega ev sahibini öne geçirirken, ilk defa tribündeki yeşil-beyazlılar susuyorlardı... Artık kaybedecek bir şeyi kalmayan Mustafa Er, Bilal'i oyuna alırken ikinci yarı başında Joshua John-Sercan değişikliğinden sonra belki de galibiyeti getiren ikinci hamleyi yapıyordu. Önce Sercan'ın asistinde Jorquera beraberliği sağlarken, 7 dakika sonra Bilal'in başlattığı atakta Stancu'nun asistinde kaptan Batalla gemisini kurtarıyordu.
Sonrası mı? Bursaspor taraftarının tezahüratları altında 20 saat gibi geçen 20 dakika ve Bursaspor'un kümede kalışı, futbolcu ve yöneticilerin göz yaşı içinde sahada birbirlerine sarılmaları...

Ama maçın finalini yine yeşil beyazlı taraftarlar yapıyorlar, tribüne çağırdıkları futbolculara "Pisliğinizi temizlediniz, artık defolun gidin" diyerek kendileri adına berbat geçen sezona nokta koyuyorlardı...







STAT: Şenol Güneş Spor Kompleksi
HAKEMLER: Fırat Aydınus , Serkan Ok , Aleks Taşçıoğlu
TRABZONSPOR: Esteban - Pereira, Uğur , Durica , Mas , Medjani , Onazi  (Dk.84 Abdülkadir), Yusuf Yazıcı , N’Doye , Castillo , Rodallega
BURSASPOR: Harun - Erdem , Şamil , Sivok , Aziz , Jorquera , Faty  (Dk.61 Bilal ), Joshua John  (Dk.46 Sercan ), Batalla , Sinan  (Dk.74 Merter), Stancu
GOLLER: Dk.56 Rodallega (Trabzonspor), Dk.62 Jorquera, Dk.69 Batalla (Bursaspor)
SARI KARTLAR: Pereira, Medjani (Trabzonspor), Aziz (Bursaspor)



29 Mayıs 2017 Pazartesi

Aytemiz Alanyaspor:2-3:Galatasaray


Bayramlık kıyafetini bir gün sabredemeyip arife günü giymiş çocuk misali yeni sezon formalarıyla Alanya deplasmanına çıktı Galatasaray.  Sezon bitmeden lansman yapılınca, hatta lansman yapılmadan storelarda satılmaya başlayınca taze formalar, yeni sezona kalmadan siftahı yaptı Galatasaray, hem de galibiyetle siftah yaptı... Dileğimiz yeni sezonda yeni parçalısıyla bol goller atar, çokça galibiyetler alır, tekrar ay yıldızlı bayrağı göğüsünde taşıma şerefine ulaşır sarı-kırmızılı futbolcular.  Değinmeden geçmeyelim, yeni formayı sanal alemdeki fotoğraflarından pek içimize sindirememiştim ama store'a gidip "canlısını" görünce pek de yabana atılmayacak bir çalışma olduğunu söyleyebilirim.


Kazanan takımı bozmamıştı Igor Tudor, Alanya deplasmanında. Yasin ve Carole'u kenarda bırakıp Sinan ve Linnes'le başladı oyuna. "Şeytan tüyü var" Sinan'da desek yeridir, geçen hafta olduğu gibi bu gece de, maç içinde hiç gözükmemesine rağmen, topla bir buluşuyor, pir buluşuyor, attığı gollerle galibiyeti getiriyor. Alanya karşısında da iki harika gol atarak, belki de maçın yıldızı seçilecek gazetelerin yarınki baskılarında. Gol futbolun meyvesidir, topu filelerle buluşturanlar elbette konuşulacaksa, Bruma'dan söz etmeden olur mu? Galatasaray'a transfer olduğundan beridir belki de en verimli karşılaşmalarından birini sergiledi Portekizli oyuncu Alanya'da. "Rüzgarın oğlu" lakabını pek benimseyince yarış atı gibi kafası önde sürekli topla oynayan Bruma, bu gece kafasını kaldırıp arkadaşlarını da oynatmayı akıl edince, Galatasaray rakip kalede bolca pozisyon buldu. Tabii sadece hücumda gözükmedi genç oyuncu, savunmaya da gelerek kritik toplar kesti,  Alanyaspor'un hücuma çıkan beklerini kovaladı.
Linnes de deplasman galibiyetinin mimarlarındandı. Demek ki Carole'suz oluyormuş da o meşhur şarkıda dediği gibi "Carole'la geçen günlere yazık"... Fransız oyuncunun menajeri bir an evvel Florya'ya davet edilip, oyuncusuna kulüp araması söylenmeli ve Linnes'in yanına bir sol bek arayışına geçilmeli.


Galatasaray rahat bir oyunla bulduğu üç golle kapadığı ilk devrenin ardından vites küçültüp, oyunu rolantiye alınca, hakem Halil Umut Meler'in de ev sahibine katkısıyla bölüm bölüm zorlansa da deplasmandan üç puan çıkarıp, üçüncülük mücadelesinde Fenerbahçe'yi yakaladı ve yarışı son haftaya taşıdı. Bu gece de görüldü ki hakemler Galatasaray lehine penaltı vermekten korkarken, Galatasaray aleyhine kolayca beyaz noktayı gösterebiliyorlar. Kokuşmuş hakemlerin arasında umut vaad eden genç hakem Halil Umut Meler, 3 -5 metre ilerisinde Rodriguez'in düşürülmesine devam kararı verirken, Alanyaspor'lu Vagner Love'un şutunda Ahmet Çalik'in kolunu arkasına saklamasını "görmezden" geldi. Buna benzer verilmeyen penaltıları artık sayamaz olduk ve anladık ki bu ülkede futbol Galatasaray lehine penaltı çalınmayan bir oyundur...


Gol krallığında zirvede olan Alanyaspor'lu Vagner Love, hiç gereği yokken Muslera'ya yaptığı hareketle sarı kart gördü ve son hafta cezalı duruma düştü. Maç içinde gol sayısını arttırmak için oldukça arzulu gözüken Love, maç sonu verdiği demeçte de "Arkadaşlara şans verdim, umarım beni yakalayabilirler" diye espiri yaparken, ligten düşecek son takımı belirleyecek maçta neden oynamak istemediği akıllarda uzun yıllar soru olarak kalacak...


STAT: Bahçeşehir Okulları
HAKEMLER: Halil Umut Meler, Mustafa Emre Eyisoy, İlker Takpak
AYTEMİZ ALANYASPOR: Haydar Yılmaz, Gassama, Lazic (Dk. 75 Emre Nefiz), Tzavellas, Nsakala, Sackey, Candeias (Dk. 65 Berkan Emir), Efecan Karaca, Emre Akbaba, Fernandes (Dk. 75 Cenk Ahmet Alkılıç), Vagner Love
GALATASARAY: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Çalık, Semih Kaya, Linnes, Selçuk İnan, Tolga Ciğerci, Sinan Gümüş (Dk. 61 Rodrigues), Sneijder (Dk. 61 Josue), Bruma, Podolski (Dk. 90 Eren Derdiyok)
GOLLER: Dk. 14 Bruma, Dk. 17 ve 27 Sinan Gümüş (Galatasaray), Dk. 23 ve 76 (Penaltıdan) Vagner Love (Aytemiz Alanyaspor)
SARI KARTLAR: Dk. 29 Fernandes, Dk. 39 Vagner Love, Dk. 65 Tzavellas, Dk. 90 Sackey (Aytemiz Alanyaspor), Dk. 34 Sneijder, Dk. 45. Selçuk İnan, Dk. 65 Sabri Sarıoğlu, Dk. 74 Ahmet Çalık, Dk. 86 Rodrigues, Dk. 90 Bruma (Galatasaray)

23 Mayıs 2017 Salı

Terry'nin 26. Dakika Vedası


Pazar günü Chelsea efsanesi John Terry için Stamford Bridge stadında kendi taraftarı önünde son maç günüydü. Chelsea alt yapısında futbola başlayan Terry, 2000 senesinden beri mavi-beyazlı formayı terletmekteydi ve artık veda vaktinin geldiğine karar vermişti başarılı futbolcu. Sunderland karşısına takımı Premier Lig Şampiyonluğunu garantilemiş şekilde çıkıp, maç sonunda kupayla boy boy pozlar vermeyi planlarken, John Terry de forma numarası olan 26.dakikada alkışlar eşliğinde sahayı terk edecekti. Kaptan için oldukça ince düşünülmüş bir jestti ve  bahislere "hile" karıştırmamak adına "dışarı sızmaması" gerekliydi.  Medyaya, internet sitelerine bu değişiklik ile ilgili bilgi sızmadı, planlandığı gibi 26. dakikada kaptan oyunu terk etti, maç sonu kutlamalar katıldı. Buraya kadar her şey normaldi, ta ki İngiltere Futbol Federasyonunun bahis şirketlerine bu değişikliğin dakikasına bahis yapılıp yapılmadığı ile ilgili bilgi siteyen maili yollamasına kadar. Yapılmış mıydı bahis bu tarihi dakikaya? Hem de öyle böyle değil, bir bahis şirketi 100-1 oran verilen 26. dakikadaki Terry'nin vedasına para yatıran üç kişiye 3500 pound ödediklerini açıklayıverdi...

Şimdi soru şu: Bahis oynayanlar "tüyo" aldı mı yoksa tamamen şansa mı tahmin ettiler 26. dakika vedasını... Onu da İngiltere Futbol Federasyonu açıklayacak...

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Neydim Ne Oldum #39


Robert Lewandowski


21 Mayıs 2017 Pazar

Dünyadaki En Önemeli Şey Nedir?



Sarunas Jasikevicius'tan basketbol sahalarının dışına taşan tarihi konuşma...

 "İlk çocuğunu gördüğün zaman dünyada neyin en önemli şey olduğunu anlayacaksın... Çünkü dünyada hiç bir şey bir çocuğun doğumundan daha büyük ve önemli değil "

Galatasaray:2-0:Osmanlıspor


Sona üç kala Galatasaray, eski hocası Hamza Hamzaoğlu'nun Osmanlıspor'u ile karşılaştı ve rahat bir galibiyet alarak peşi sıra ikinci galibiyetine ulaştı. Bu karambol sezonun Galatasaray adına yüzümüz güldüren(!) bir sonucu: Arka arkaya iki galibiyet. Her türlü hedeften uzaklaşmış, başkanın koltuğunu kaybetmeme uğraşında, taraftarın ve kongre üyelerinin de "Galatasaray yeniden" oluşumu ile takımı tekrar eski günlerine döndürme çabaları içindeki haftalarda teknik direktör Tudor bir yandan gelecek sene devam etmek adına kredi toplama uğraşındayken, bir yandan da ligi ilk üç içinde bitirme yarışında.
Maç oynanırken, spiker "Tribünlerde 8 bin seyirci var" dedi... 8 bin... Sekiz bin...  Galatasaray iç sahada sekiz bin taraftara oynayamaz. Oynamamalı.  E-bilet protestom devam etmiyor olsaydı stada giderdim (yapacağım onca iş varken televizyonda Galatasaray maçlarını her şartta izlemem, bloga yazmaya çalışmam gibi) Dursun Özbek istifa diye bağırır, Sneijder, Muslera gibi topçuları  alkışlardım...

"Fenerbahçe Dünya yıldızı Sneijder'i alıyor" manşetlerinden "Galatasaray Dünya yıldızı Sneijder'ı alamaz" a çevrilen gazete haberlerinden, Wesley'in Florya'ya ayak basmasından sonra "yaşlı" sıfatı ile kötüleme kampanyası başlatanlar, her fırsatta Galatasaray'ın en değerli topçusunun üzerine saldırılarına devam edip, "Takımı Riekerink değil Sneijder" yapıyor yalanlarıyla Hollanda'lı hocayı itibarsızlaştırıp, takımdan kovulmasına sebep olurken, Igor Tudor'un gelmesiyle "Sneijder, takımı yeni hocaya karşı kışkırtıyor" safsatalarıyla Galatasaray ve Wesley Sneijder kıskançlıklarını inatla sürdürürken, "on numara" oynadığı istekli ve azimli oyunla Galatasaray'ı sırtlamaya devam ediyor. Devam et Wes', devam... Galatasaray düşmanlarına inat, devam...

Gaziantepspor maçından sonra, Osmanlı karşısında da Sinan'la başladı Igor Tudor oyuna. Sinan Gümüş'ün Benfica'ya transferi konuşuluyordu son haftalarda, böyle bir gelişmenin varlığı söz konusu ise, genç oyuncusunu parlatıp, transfer miktarını daha da arttırma talimatı gelmiş midir Tudor'a Dursun Özbek yönetiminden acaba? Gerçi Ali Sami Bey'in doğum gününü unutanlar bu kadar ince işleri nereden düşünecekler... Son iki karşılaşmada ilk onbirde başlamasının sebebi ne olursa olsun, Sinan attığı klas golle gözlerimizin pasını sildi...

Linnes de Sinan gibi son haftalarda formayı kapanlardan biri. Antep'te Carole sakat olduğu için yoktu ama cuma gecesi Fransız oyuncu kulubedeydi, Linnes sahadaydı, iki maçta da Carole'u hiç aramadık... Umarım, yaz döneminde Carole memleketine uğurlanır da iyi bir sol bek alınır, Linnes de sağ ve sol tarafın alternatifi olarak kadroda kendisine yer bulur.




Stat: TT Arena
Hakemler: Ali Palabıyık, Kerem Ersoy, Serkan Olguncan
Galatasaray: Muslera, Sabri, Ahmet, Semih, Linnes, Selçuk, Tolga, Sinan (G. Rodrigues dk. 63), Sneijder, Bruma (Josue dk. 86), Eren (Podolski dk. 59)
Yedekler: Cenk, Carole, Koray, De Jong
Teknik Direktör: Igor Tudor
Osmanlıspor: Karcemarsmas, Vrsajevic (Regattin dk. 76), Koray, Numan, Muhammed, Prochazka, Umar (Musa dk. 63), Luiz Carlos, Ndiaye, Bifouma (Rusescu dk 86), Webo
Yedekler: Hakan, Szukala, Engin, Erdal
Teknik Direktör: Hamza Hamzaoğlu
Goller: Sneijder (dk. 24), Sinan Gümüş (dk. 35) (Galatasaray)
Sarı Kartlar: Numan, Regattin (Osmanlıspor)

15 Mayıs 2017 Pazartesi

GalATAsaray Çocuklar

GSStore'un çıkardığı ürünlerle aramızın pek iyi olmadığını blog takipçileri iyi bilirler, büyük miktarda paralar dökerek dizaynerlarla çalışıp, taraftarın beğenisini kazanan ürün çıkaramamalarını hayretle karşılarken, kendi imkanlarıyla "streetwear" markası yaratan taraftarların store'dan kat be kat daha giyilesi ürün ortaya koymaları hem beğenimizi hem de desteğimizi almıştır. Lakin, bugün yukarıda fotoğrafını paylaştığım t-shirtü görünce, GSStore'un alkışı hak eden işler çıkarabileceğini de görmüş olduk. Atamıza saldırıların yapıldığı bu dönemde, 19 Mayıs haftasında böyle bir ürünü çıkarmak, alkışı hak etti. Bravo GalATAsaray'ın GSStore çalışanları...



Gaziantepspor:1-2:Galatasaray


Çatalcaspor'un play-off ve Hagi'nin şampiyonluk mutluluğu ile bitirdiğimiz cumartesi gecesinden sonra, futbol festivali gibi bir pazar gününü de geride bırakırken, günün belki de en "temposuz" maçlarından biriydi Gaziantepspor-Galatasaray karşılaşması. Önce Atatürk Olimpiyat Stadında Sakaryaspor ile Diyarbekirspor arasında oynanan ikinci lige çıkma karşılaşması ile açtık günü. "Şampiyonluk mücadelesi veriyorum, Avrupa Liginde boy gösteriyorum" diyen "belediyeden" devşirme takımların bin iki bin seyirciyle Süper Ligde oynadıkları futbol ikliminde, Sakaryaspor'lu Tatangalar'ın üçüncü ligden ikinci lige çıkma finali oynaması futbolun adaletsizliği değil de nedir acaba? 90 dakikası berabere biten maçta 1-0 geriye düşen siyah-yeşillilere galibiyeti getiren coşkulu taraftarlarıydı.
Sonrasında TRT Spor harika bir iş çıkararak, Spor Toto Birinci Ligin hem zirveyi, hem de düşmeyi ilgilendiren karşılaşmalarını dönüşümlü yayınla bizlere izletti. Malatya ve Sivas'ın son iki haftaya büyük avantajla girdikleri puan durumunda, Eskişehirspor evinde iki defa geriye düşmesine rağmen bir türlü öne geçemedi ve rakiplerinin galip gelemediği haftada iki  puan kaybederek Malatya ve Sivas'a Süper Lig vizesi verdi. Tabii sadece üst sıralar değil, play off mücadelesi de vardı ve son dakikalarda gelen goller, puan tablosunu sürekli değiştirdi, heyecanı arttırdı...


 Saat 19'u gösterdiğinde Galatasaray-Gaziantepspor maçı ile ikinci lige yükselme finali olan Kocaelispor-Altay maçı vardı da, Galatasaray sevgimiz, futbol aşkımızın önüne geçti, bizimkilerin maçı için bastım kumandaya. Gaziantep'in stadı bi' tuhaftı, NTVSpor'dan Bein Sports'a transfer olan Emre Gönlüşen'in anlatımı da hiç sarmadı da esas bu kadar çekişmeli maçtan sonra Gaziantepspor-Galatasaray maçına odaklanmam 20. dakikadan sonra oldu. Fenerbahçe'nin kaybettiği haftada kazanıp, ligi ezeli rakibinden önde bitirme dışında bir hedefi kalmayan Galatasaray, küme düşme hattındaki rakibi önünde ilk devre üstündü, Sinan'la Sneijder'la pozisyonlar buldu da gol ceza sahası dışından Josue ile geldi. Beklediğinden rahat bir deplasmanda Galatasaray biraz daha istekli ve dikkatli oynasa fişi erken çekerdi de, devreye tek farkla gitti, dönüşte de karşısına hakem çıktı, o "makus talihi" yine tekerrür etti. Sneijder'in şutunda Gaziantepli topçu ceza sahasında eliyle topu keserken, hakem Hüseyin Göcek devam kararı verdi, dönen top Muslera'nın kalesinde gol oldu. Hüseyin Göcek'in bir zamanlar Galatasaray'da basketbol oynamış olması ve o döneme ait fotoğrafın sosyal medyada yayılması, bu hakemi çok etkiliyor. Galatasaray maçlarına çıkarken Hüseyin Göcek, Galatasaray lehine hata yapıp eleştirilmek korkusuyla çıkıyor ki, o baskı sürekli Galatasaray aleyhine kararlar vermesine sebep oluyor. Aynı baskıyı Fenerbahçe'nin maçlarını yönetirken de yaşamakta Hüseyin Göcek ve bu baskıdan da Fenerbahçe lehine çok kritik düdükler çalmakta yıllarca. Bu tespite bir çok maçta şahit olduk ve dün gece yine yanıltmadı bizi oyunun hakemi. Hüseyin Göcek'in durumu özel de, Dursun Özbek başkanlığındaki Galatasaray maçlarında hakemler rakip aleyhinde mi Galatasaray aleyhinde mı hatalı karar verme ikiliminde Galatasaray'ı seçiyorlar...  Ne kadar acı değil mi?


Beraberlik golünden sonra Gaziantep öne de geçebilirdi, hem de birden fazla gol de atabilirdi de Muslera faktörü öne çıktı, kritik topları çeldi ve galibiyette yine pay sahibi olurken, hafta boyu hakkında bir çok asılsız söylenti çıkan Sneijder'in jeneriklik golü ile Bülent Uygun hüsrana uğradı. Antep dün geceden sonra düştü düşecek de Bülent Uygun bir sürü bahaneye sığınacak, ajitasyonlara girecek ve kırmızı siyahlılar seneye 1. ligde oynarken, Bülent Uygun Süper Ligde Sivasspor'u çalıştırıyor olacak. Hayat böyle acımasız işte...



Stat: Kalyon Arena
Hakemler: Hüseyin Göçek, Mustafa Emre Eyisoy, Erdem Bayık
Gaziantepspor: Victor, Musa Nizam, Barış Yardımcı, Pedroso, Wallace Reis, Thiam (Dk. 87 Kangwa), Doğanay Kılıç (Dk. 63 Marcinho), Fatau, Ghilas, Orkan Çınar ( Dk. 63 Ben-Hatira), İlhan Parlak
Galatasaray: Muslera, Linnes, Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Ahmet Çalık, Bruma, Sinan Gümüş (Dk. 73 Rodrigues), Sneijder (Dk. 87 De Jong), Selçuk İnan, Josue, Podolski (Dk. 63 Eren Derdiyok)
Goller: Dk. 31 Josue, Dk. 80 Sneijder (Galatasaray), Dk. 53 Thiam (Gaziantepspor)
Sarı kartlar: Dk. 52 Semih Kaya (Galatasaray), Dk. 76 Pedroso, Dk. 88 Wallace Reis, Dk. 90 Fatau (Gaziantepspor)

Blog Widget by LinkWithin