23 Mayıs 2017 Salı

Terry'nin 26. Dakika Vedası


Pazar günü Chelsea efsanesi John Terry için Stamford Bridge stadında kendi taraftarı önünde son maç günüydü. Chelsea alt yapısında futbola başlayan Terry, 2000 senesinden beri mavi-beyazlı formayı terletmekteydi ve artık veda vaktinin geldiğine karar vermişti başarılı futbolcu. Sunderland karşısına takımı Premier Lig Şampiyonluğunu garantilemiş şekilde çıkıp, maç sonunda kupayla boy boy pozlar vermeyi planlarken, John Terry de forma numarası olan 26.dakikada alkışlar eşliğinde sahayı terk edecekti. Kaptan için oldukça ince düşünülmüş bir jestti ve  bahislere "hile" karıştırmamak adına "dışarı sızmaması" gerekliydi.  Medyaya, internet sitelerine bu değişiklik ile ilgili bilgi sızmadı, planlandığı gibi 26. dakikada kaptan oyunu terk etti, maç sonu kutlamalar katıldı. Buraya kadar her şey normaldi, ta ki İngiltere Futbol Federasyonunun bahis şirketlerine bu değişikliğin dakikasına bahis yapılıp yapılmadığı ile ilgili bilgi siteyen maili yollamasına kadar. Yapılmış mıydı bahis bu tarihi dakikaya? Hem de öyle böyle değil, bir bahis şirketi 100-1 oran verilen 26. dakikadaki Terry'nin vedasına para yatıran üç kişiye 3500 pound ödediklerini açıklayıverdi...

Şimdi soru şu: Bahis oynayanlar "tüyo" aldı mı yoksa tamamen şansa mı tahmin ettiler 26. dakika vedasını... Onu da İngiltere Futbol Federasyonu açıklayacak...

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Neydim Ne Oldum #39


Robert Lewandowski


21 Mayıs 2017 Pazar

Dünyadaki En Önemeli Şey Nedir?



Sarunas Jasikevicius'tan basketbol sahalarının dışına taşan tarihi konuşma...

 "İlk çocuğunu gördüğün zaman dünyada neyin en önemli şey olduğunu anlayacaksın... Çünkü dünyada hiç bir şey bir çocuğun doğumundan daha büyük ve önemli değil "


Sona üç kala Galatasaray, eski hocası Hamza Hamzaoğlu'nun Osmanlıspor'u ile karşılaştı ve rahat bir galibiyet alarak peşi sıra ikinci galibiyetine ulaştı. Bu karambol sezonun Galatasaray adına yüzümüz güldüren(!) bir sonucu: Arka arkaya iki galibiyet. Her türlü hedeften uzaklaşmış, başkanın koltuğunu kaybetmeme uğraşında, taraftarın ve kongre üyelerinin de "Galatasaray yeniden" oluşumu ile takımı tekrar eski günlerine döndürme çabaları içindeki haftalarda teknik direktör Tudor bir yandan gelecek sene devam etmek adına kredi toplama uğraşındayken, bir yandan da ligi ilk üç içinde bitirme yarışında.
Maç oynanırken, spiker "Tribünlerde 8 bin seyirci var" dedi... 8 bin... Sekiz bin...  Galatasaray iç sahada sekiz bin taraftara oynayamaz. Oynamamalı.  E-bilet protestom devam etmiyor olsaydı stada giderdim (yapacağım onca iş varken televizyonda Galatasaray maçlarını her şartta izlemem, bloga yazmaya çalışmam gibi) Dursun Özbek istifa diye bağırır, Sneijder, Muslera gibi topçuları  alkışlardım...

"Fenerbahçe Dünya yıldızı Sneijder'i alıyor" manşetlerinden "Galatasaray Dünya yıldızı Sneijder'ı alamaz" a çevrilen gazete haberlerinden, Wesley'in Florya'ya ayak basmasından sonra "yaşlı" sıfatı ile kötüleme kampanyası başlatanlar, her fırsatta Galatasaray'ın en değerli topçusunun üzerine saldırılarına devam edip, "Takımı Riekerink değil Sneijder" yapıyor yalanlarıyla Hollanda'lı hocayı itibarsızlaştırıp, takımdan kovulmasına sebep olurken, Igor Tudor'un gelmesiyle "Sneijder, takımı yeni hocaya karşı kışkırtıyor" safsatalarıyla Galatasaray ve Wesley Sneijder kıskançlıklarını inatla sürdürürken, "on numara" oynadığı istekli ve azimli oyunla Galatasaray'ı sırtlamaya devam ediyor. Devam et Wes', devam... Galatasaray düşmanlarına inat, devam...

Gaziantepspor maçından sonra, Osmanlı karşısında da Sinan'la başladı Igor Tudor oyuna. Sinan Gümüş'ün Benfica'ya transferi konuşuluyordu son haftalarda, böyle bir gelişmenin varlığı söz konusu ise, genç oyuncusunu parlatıp, transfer miktarını daha da arttırma talimatı gelmiş midir Tudor'a Dursun Özbek yönetiminden acaba? Gerçi Ali Sami Bey'in doğum gününü unutanlar bu kadar ince işleri nereden düşünecekler... Son iki karşılaşmada ilk onbirde başlamasının sebebi ne olursa olsun, Sinan attığı klas golle gözlerimizin pasını sildi...

Linnes de Sinan gibi son haftalarda formayı kapanlardan biri. Antep'te Carole sakat olduğu için yoktu ama cuma gecesi Fransız oyuncu kulubedeydi, Linnes sahadaydı, iki maçta da Carole'u hiç aramadık... Umarım, yaz döneminde Carole memleketine uğurlanır da iyi bir sol bek alınır, Linnes de sağ ve sol tarafın alternatifi olarak kadroda kendisine yer bulur.




Stat: TT Arena
Hakemler: Ali Palabıyık, Kerem Ersoy, Serkan Olguncan
Galatasaray: Muslera, Sabri, Ahmet, Semih, Linnes, Selçuk, Tolga, Sinan (G. Rodrigues dk. 63), Sneijder, Bruma (Josue dk. 86), Eren (Podolski dk. 59)
Yedekler: Cenk, Carole, Koray, De Jong
Teknik Direktör: Igor Tudor
Osmanlıspor: Karcemarsmas, Vrsajevic (Regattin dk. 76), Koray, Numan, Muhammed, Prochazka, Umar (Musa dk. 63), Luiz Carlos, Ndiaye, Bifouma (Rusescu dk 86), Webo
Yedekler: Hakan, Szukala, Engin, Erdal
Teknik Direktör: Hamza Hamzaoğlu
Goller: Sneijder (dk. 24), Sinan Gümüş (dk. 35) (Galatasaray)
Sarı Kartlar: Numan, Regattin (Osmanlıspor)

15 Mayıs 2017 Pazartesi

GalATAsaray Çocuklar

GSStore'un çıkardığı ürünlerle aramızın pek iyi olmadığını blog takipçileri iyi bilirler, büyük miktarda paralar dökerek dizaynerlarla çalışıp, taraftarın beğenisini kazanan ürün çıkaramamalarını hayretle karşılarken, kendi imkanlarıyla "streetwear" markası yaratan taraftarların store'dan kat be kat daha giyilesi ürün ortaya koymaları hem beğenimizi hem de desteğimizi almıştır. Lakin, bugün yukarıda fotoğrafını paylaştığım t-shirtü görünce, GSStore'un alkışı hak eden işler çıkarabileceğini de görmüş olduk. Atamıza saldırıların yapıldığı bu dönemde, 19 Mayıs haftasında böyle bir ürünü çıkarmak, alkışı hak etti. Bravo GalATAsaray'ın GSStore çalışanları...



Gaziantepspor:1-2:Galatasaray


Çatalcaspor'un play-off ve Hagi'nin şampiyonluk mutluluğu ile bitirdiğimiz cumartesi gecesinden sonra, futbol festivali gibi bir pazar gününü de geride bırakırken, günün belki de en "temposuz" maçlarından biriydi Gaziantepspor-Galatasaray karşılaşması. Önce Atatürk Olimpiyat Stadında Sakaryaspor ile Diyarbekirspor arasında oynanan ikinci lige çıkma karşılaşması ile açtık günü. "Şampiyonluk mücadelesi veriyorum, Avrupa Liginde boy gösteriyorum" diyen "belediyeden" devşirme takımların bin iki bin seyirciyle Süper Ligde oynadıkları futbol ikliminde, Sakaryaspor'lu Tatangalar'ın üçüncü ligden ikinci lige çıkma finali oynaması futbolun adaletsizliği değil de nedir acaba? 90 dakikası berabere biten maçta 1-0 geriye düşen siyah-yeşillilere galibiyeti getiren coşkulu taraftarlarıydı.
Sonrasında TRT Spor harika bir iş çıkararak, Spor Toto Birinci Ligin hem zirveyi, hem de düşmeyi ilgilendiren karşılaşmalarını dönüşümlü yayınla bizlere izletti. Malatya ve Sivas'ın son iki haftaya büyük avantajla girdikleri puan durumunda, Eskişehirspor evinde iki defa geriye düşmesine rağmen bir türlü öne geçemedi ve rakiplerinin galip gelemediği haftada iki  puan kaybederek Malatya ve Sivas'a Süper Lig vizesi verdi. Tabii sadece üst sıralar değil, play off mücadelesi de vardı ve son dakikalarda gelen goller, puan tablosunu sürekli değiştirdi, heyecanı arttırdı...


 Saat 19'u gösterdiğinde Galatasaray-Gaziantepspor maçı ile ikinci lige yükselme finali olan Kocaelispor-Altay maçı vardı da, Galatasaray sevgimiz, futbol aşkımızın önüne geçti, bizimkilerin maçı için bastım kumandaya. Gaziantep'in stadı bi' tuhaftı, NTVSpor'dan Bein Sports'a transfer olan Emre Gönlüşen'in anlatımı da hiç sarmadı da esas bu kadar çekişmeli maçtan sonra Gaziantepspor-Galatasaray maçına odaklanmam 20. dakikadan sonra oldu. Fenerbahçe'nin kaybettiği haftada kazanıp, ligi ezeli rakibinden önde bitirme dışında bir hedefi kalmayan Galatasaray, küme düşme hattındaki rakibi önünde ilk devre üstündü, Sinan'la Sneijder'la pozisyonlar buldu da gol ceza sahası dışından Josue ile geldi. Beklediğinden rahat bir deplasmanda Galatasaray biraz daha istekli ve dikkatli oynasa fişi erken çekerdi de, devreye tek farkla gitti, dönüşte de karşısına hakem çıktı, o "makus talihi" yine tekerrür etti. Sneijder'in şutunda Gaziantepli topçu ceza sahasında eliyle topu keserken, hakem Hüseyin Göcek devam kararı verdi, dönen top Muslera'nın kalesinde gol oldu. Hüseyin Göcek'in bir zamanlar Galatasaray'da basketbol oynamış olması ve o döneme ait fotoğrafın sosyal medyada yayılması, bu hakemi çok etkiliyor. Galatasaray maçlarına çıkarken Hüseyin Göcek, Galatasaray lehine hata yapıp eleştirilmek korkusuyla çıkıyor ki, o baskı sürekli Galatasaray aleyhine kararlar vermesine sebep oluyor. Aynı baskıyı Fenerbahçe'nin maçlarını yönetirken de yaşamakta Hüseyin Göcek ve bu baskıdan da Fenerbahçe lehine çok kritik düdükler çalmakta yıllarca. Bu tespite bir çok maçta şahit olduk ve dün gece yine yanıltmadı bizi oyunun hakemi. Hüseyin Göcek'in durumu özel de, Dursun Özbek başkanlığındaki Galatasaray maçlarında hakemler rakip aleyhinde mi Galatasaray aleyhinde mı hatalı karar verme ikiliminde Galatasaray'ı seçiyorlar...  Ne kadar acı değil mi?


Beraberlik golünden sonra Gaziantep öne de geçebilirdi, hem de birden fazla gol de atabilirdi de Muslera faktörü öne çıktı, kritik topları çeldi ve galibiyette yine pay sahibi olurken, hafta boyu hakkında bir çok asılsız söylenti çıkan Sneijder'in jeneriklik golü ile Bülent Uygun hüsrana uğradı. Antep dün geceden sonra düştü düşecek de Bülent Uygun bir sürü bahaneye sığınacak, ajitasyonlara girecek ve kırmızı siyahlılar seneye 1. ligde oynarken, Bülent Uygun Süper Ligde Sivasspor'u çalıştırıyor olacak. Hayat böyle acımasız işte...



Stat: Kalyon Arena
Hakemler: Hüseyin Göçek, Mustafa Emre Eyisoy, Erdem Bayık
Gaziantepspor: Victor, Musa Nizam, Barış Yardımcı, Pedroso, Wallace Reis, Thiam (Dk. 87 Kangwa), Doğanay Kılıç (Dk. 63 Marcinho), Fatau, Ghilas, Orkan Çınar ( Dk. 63 Ben-Hatira), İlhan Parlak
Galatasaray: Muslera, Linnes, Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Ahmet Çalık, Bruma, Sinan Gümüş (Dk. 73 Rodrigues), Sneijder (Dk. 87 De Jong), Selçuk İnan, Josue, Podolski (Dk. 63 Eren Derdiyok)
Goller: Dk. 31 Josue, Dk. 80 Sneijder (Galatasaray), Dk. 53 Thiam (Gaziantepspor)
Sarı kartlar: Dk. 52 Semih Kaya (Galatasaray), Dk. 76 Pedroso, Dk. 88 Wallace Reis, Dk. 90 Fatau (Gaziantepspor)

14 Mayıs 2017 Pazar

Geleceğin Şampiyonları



"Viitorul Constanta'yı kurduğumda takım otobüsüne 'Geleceğin Şampiyonları' sloganının yazılmasını istedim.  Sonrasını zaten hepimiz biliyoruz"

Gheorghe Hagi
Viitorul Constanta Teknik Direktörü

Romanya şampiyonu olan Viitorul Constanta'nın başarısını açıklarken


13 Mayıs 2017 Cumartesi

Düzce'ye Selamlar


Spor Toto 3. Lig 2. Grupta geçtiğimiz haftalarda oynanması gereken Dersimspor-Çatalcaspor karşılaşması Çatalcaspor otobüsünün yol güzergahına konan patlayıcı maddeler nedeniyle deplasman ekibinin maça yetişememesi sebebiyle oynanamamış ve ertesi günden itibaren de rakip Dersimsporlulardan ziyade Düzcespor taraftarlarından Çatalcaspor'un hükmen yenik ilan edilmesi için kampanya başlatılmıştı. TFF'nin yetkili kurulları durmu incelediler ve karşılaşmanın oynanmasına karar verdiler, Çatalcaspor deplasmanda Dersimspor'u 3-1 mağlup etti ve maçtan sonra da soyunma odasından Düzcespor'a mesaj yolladı: Düzce'ye selamlar. Keşke sizinle oynasaydık!!!

7 Mayıs 2017 Pazar

Galatasaray:1-3:Kasımpaşa


Igor Tudor'un Bruma'yı daha maçın başında oyundan alışı, Bruma'nın hocasına saygısız tavırları, maçtan sonra Galatasaray başkanı Dursun Özbek'in pek saygı duyduğu Aziz Yıldırım gibi soyunma odasına inip futbolcuları fırçalaması, Tudor'un gidip gitmeyeceği, kimlerin kadro dışı kalıp kalmayacağı bu hafta çok konuşulacak, gazetelerde boy boy yazılacak ama o kadar eminim ki maçın hakemi Özgür Yankaya aradan kaynayıp gidecek. Oysa skorlara göre konuşmaya, maçta alınan puanlara göre hareket etmeye alışık olduğumuz futbol iklimimizde, Galatasaray'da bu geceden sonra patlayacak olan bombaların pimini Özgür Yankaya çekmiştir. Maçın seyircisiz olması, dışarıdan gelecek olan baskının olmaması Özgür Yankaya'nın 2014 Kasım'ından beri beklediği "kendini aklama" fırsatı yaratmıştı. Prandelli'nin istifası sonrası Taffarel yönetiminde Galatasaray, Gaziantep deplasmanına çıkmış, son dakikalarda Burak'ın kafa vuruşuyla bir atıp, üç puanı cebe indirmişti. İşte o maçta Özgür Yankaya, Galatasaray'ın golü esnasında yaptığı refleks hareketi ile Galatasaray sempatizanı ilan edilmiş, haftalar boyu yerden yere vurulmuştu. Ve o Özgür Yankaya, bu gece Galatasaray'ın 1-0 mağlupken vermediği penaltıdan tutun maçın başında Tolga'ya verdiği sarı kartla oyuncuyu pasifize etmesine kadar kritik yerde çaldığı ve çalmadığı düdüklerle kendisi ve Türk medyası arasındaki üç yıllık hesabı kesmişti.


Karşılaşmaya döndüğümüzde ise Galatasaray iyi başladığı karşılaşmayı, hiç de ummadığı bir skorla sonlandırdı. Fenerbahçe ve Bursaspor maçlarının kadroları ile oyuna başlayan Igor Tudor, Bruma'yla yaşadığı "savaşı" oyuncuyu daha 18. dakikada kenara alacak kadar açığa vurunca, takımın tüm havası da birden değişiverdi. Bruma ile ilgili sıkıntıları bu sezon Riekerink döneminden beri yazmaktayız ama hem Portekizli'nin formda oluşu hem de taraftar ve yönetimden gelen baskı nedeniyle Hollandalı hoca Bruma'yı takımdan kesmeye pek cesaret edememişken, Igor Tudor geldiği günlerde Bruma'nın şımarıklığına tepki koymuş ama Rize'de kaybedilen puanlar sonrası hesap Tudor'un oyuncusunu kadro dışı bırakmasına kesilmişti. Yönetimin de araya girmesiyle Igor geri adım atmış Bruma tekrar kadroya kazandırılmış ama demek ki ateş sönmemiş, genç oyuncu hocasına saygı duymayı öğrenememiş...

Takımın havası çökmüşken, Kasımpaşa'nın nadir ataklarından birinde Ahmet Çalık'ın ıskasıyla başlayan pozisyonda, Galatasaray'da artık miyadını doldurmuş Carole'un yerini kaybetmesiyle deplasman takımı 1-0 öne geçmişti. Stoper Ahmet'e sallayacaktır "sosyal medya" ama scout başarısı(!) denilen Carole soldan gelen Castro'yu unuttu ama daha da vahimi Kasımpaşa'nın attığı ikinci golde Popov sol kanatta elini kolunu sallaya sallaya orta yaparken, Carole Galatasaray ceza sahası içinde penaltı noktası cıvarındaydı. En ufak pas hatasında bizim Sabri'ye sallamak kolay da bu sezon dökülen Carole'a iki laf edebilen çıksa keşke...


Dökülmek derken, takımı bir çok maçta kurtaran Muslera da ilk iki golde yedeği Cenk'in yediği gollerden yiyerek adeta "Sizi hep ben mi kurtaracağım" isyanlarındaydı. Ama olsun, Muslera'ya isyan edecek adamın alnını karışlarız da, Sneijder'in attığı harika golü de alkışlamadan geçmeyelim. Wesley uzaktan öyle vurunca, maç içindeki isyanlarımla bu haftalık yazıyı sonlandırayım. Blogu yakından takip edenler bilecektir, istatistikle pek işimiz olmaz ama Sabri'ye, Tolga'ya, Rodriguez'e bir çağrımız olacaktır, "Arkadaşlar ceza sahası dışından kaç şut attığınız, kaçının kaleyi tuttuğunu, kaçının da gol olduğunu bir araştırın da ona göre ayağınıza gelen topu şut atarak heba edin..."


Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Özgür Yankaya, Baki Tuncay Akkın, Hakan Yemişken
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Çalık, Hakan Balta, Carole (Dk. 70 Linnes), Selçuk İnan, Tolga Ciğerci, Yasin Öztekin (Dk. 79 Eren Derdiyok), Sneijder, Bruma (Dk. 18 Rodrigues), Podolski
Kasımpaşa: Ramazan Köse, Popov, Veysel Sarı, Titi, Veigneau, Andre Castro, Abdullah Durak, Sadiku, Eduok (Dk. 85 Guanca), Pavelka (Dk. 84 Ahmet Ildız), Adem Büyük (Dk. 46 Turgut Doğan Şahin)
Goller: Dk. 25 ve 81 Andre Castro, Dk. 63 Turgut Doğan Şahin (Kasımpaşa), Dk. 90+1 Sneijder (Galatasaray)
Kırmızı kart: Dk. 59 Tolga Ciğerci (Galatasaray)
Sarı kart: Dk. 90+2 Hakan Balta (Galatasaray)

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Golenzo Ultras Summer 2017


"Tribün modasını hayata taşı" diyerek çıktıkları yolda ürettikleri ürünlerle taraftarın "gayriresmi" maç günü kıyafet tedarikçisi olan Golenzo Ultras, kışlık polar ve atkılardan sonra, ilkbahar ve yazın gelmesiyle birlikte sunduğu yepyeni ürünlerle tribünlerin vazgeçilmezi olmayı başarmış durumda. Yaz sezonuna geçen seneden çok beğeni toplayan "No Beer No Party", "Hooligans", "Ultras" ve "Deplasman" gibi dizaynlarla giriş yapan Golenzo, esas bombaları Mayıs ayında patlattı. Taraftarın deplasman hikayesini özetleyen "Away Days" ve memlekete son senelerde giriş yapan "Casual Style"i anlatan siyah t-shirlerden sonra, pastanın çileği Against Modern Football pola t-shirtle konuldu. İngiltere'de rengini belli etmek istemeyen hooliganların Lacoste, Burberry, Stone İsland, Fred Perry gibi ürünlerle stattlarda boy göstermeye başlamalarıyla ortaya çıkan "casual" modasını memlekette zanneildiği gibi t-shirtten ibaret olmadığını gösteren ürünle Golenzo Ultras yine bir ilki başarmış durumda. Markanın iki ortağından biri olan Tugay'ı tebrik etmek için aradığımda "yaz boyu  yeni sürprizlere hazır olmamız gerektiğini" belirtirken, anlaşılan o ki sloganları doğrultusunda liglerin tatile girdiği yaz sezonunda taraftarları işte, tatilde, barda, sokakta, cafede üzerlerinde Golenzo Ultras markalı ürünlerle sıkça göreceğiz...





1 Mayıs 2017 Pazartesi

Bursaspor:0-5:Galatasaray


Bursaspor geçen hafta Akhisar'a farklı mağlup olmuş, taraftarı ilk devre bitiminde deplasman tribünunu terk etmişti. Galatasaray ise sezonun son hedef maçında tek kale oynadığı maçta ezeli rakibi Fenerbahçe'ye mağlup olmuş, derbi kazanmadan koca sezonu kapamıştı. Bursalılar maçtan önce "Galatasaray kesin yener" derken, Galatasaraylılar da "Biz Bursa'yı da yenemeyiz" karamsarlığındaydı. Maçtan evvel oluşan hava, maç günü stada da yansımış, neredeyse boş tribünler karşısında oynuyordu iki takım da. Bursa'da böyle maçlar izlemeye alışık değiliz ama maalesef "kendi düşen ağlamaz"... Galatasaray'da şampiyon olup Türkiye kupasını kazanmış ve buna rağmen kovulmuş olan Hamza Hamzaoğlu'nu takımın başına getiren yönetim, Hamza hocanın istifası sonrası Mutlu Topçu gibi Bursaspor'la "karakter olarak uyuşmayan" bir hocaya yeşil-beyazlı takımı emanet ederse, bu sonuçlar da kaçınılmaz olacaktır.  Bursaspor'un düştüğü durumu görünce üzüldüm de 5 farklı galip gelmemize rağmen bizim de onların da derdi aynı: Yönetim istifa...

Geçen hafta Fenerbahçe karşısındaki oyundan memnun kalan Igor Tudor, sakat Semih dışında takımı bozmamış ve Bursa deplasmanında sahaya sürmüştü. Rakip savunma hattında genç ve bölgesinin yabancısı oyuncuları bulunca Galatasaraylılar, özellikle Bruma'nın kanadından yıktılar oyunu rakip sahaya, golü erken buldular, ikinciyi de aradılar, hiç zorlanmadan top çevirdiler, zevk ala ala maçı neredeyse ilk 45 dakikada bitirdiler. İkinci yarı skor 3-0 olmuşken, bir ara kameralar Mutlu Topçu'ya dönmüştü, Bursaspor'un hocası "Şu maç, şu işkence bir an evvel bitsin" der gibi bakarken, oyunun bitmesine 30 dakikadan fazla vardı, Galatasaray "Barcelonavari"top çevirirken, Bursalı taraftarlar da kendi oyuncularına top geldiğinde protesto maksatlı "oley çekmekteydi"...


5-0 gibi farklı bir skorla bitmiş bir maçtan sonra hakem konuşmak ters olur ama Halis Özkahya, berbat bir yönetim sergiledi. Neden mi berbat? Çaldığı düdüklerde tutarlı olmayan, aklında hesap yapan hakemleri hiç sevmem. İlk yarıda Bursaspor ceza sahası içinde Ertuğrul'un eline çarpan topa devam kararı veren hakem, aynı pozisyon taç çizgisi cıvarında Carole aleyhine olunca tereddütsüz düdük çalıyordu. Faty'nin Ahmet Çalık'a attığı tekmeye çıkan sarı kart ise tam komedi. Ahmet demişken, bugün gol atarak skora katkı da sağladı ama asıl önemlisi takıma her geçen gün ısınıyor ve Tudor da görevde kalırsa önümüzdeki sezon ondan yararlanacaktır savunma hattında.



Stat: Bursa Büyükşehir Belediyesi
Hakemler: Halis Özkahya, Kemal Yılmaz, Süleyman Özay
Bursaspor: Harun Tekin, Aziz Eraltay, Ertuğrul Ersoy, Şamil Çinaz, Onur Atasayar, Merter Yüce, Faty (Dk. 45+3 Jorquera), Mert Örnek (Dk. 46 Kubilay Kanatsızkuş), Batalla, John, Stancu (Dk. 80 Sercan Yıldırım)
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Çalık, Hakan Balta, Carole, Yasin Öztekin, Selçuk İnan (Dk. 67 De Jong), Tolga Ciğerci (Dk. 67 Josue), Bruma, Sneijder, Podolski (Dk. 79 Eren Derdiyok)
Goller: Dk. 5 Ertuğrul Ersoy (Kendi kalesine), Dk. 45 Bruma, Dk. 58 Ahmet Çalık, Dk. 60 Podolski, Dk. 89 Yasin Öztekin (Galatasaray)


30 Nisan 2017 Pazar

Neden Sürekli Ben?


Başlığı okuyunca akıllara Balotelli gelmiştir ama bu sefer ki kahramanımız komşumuz Bulgaristan'dan: Kiril Despodov. Dün oynanan ve CSKA-Sofya'nın 3-0 gibi net bir skorla kazandığı Levski Sofya derbi maçında ikinci golü atan genç forvet Despodov, formasının altına giydiği t-shirtüne "Neden sürekli ben?" yazarak Levski taraftarını çileden çıkardı. Kimi topçuların bazı takımlara şansı tutar ya, 20 yaşındaki Kiril de profesyonel kulüp kariyerinde bugüne kadar atmış olduğu 8 golün 4ünü Levski Sofya filelerine yollamış. Gollerin hikayeleri de ilginç, 18 yaşına gelip kulübüyle profesyonel mukavele imzalamasının iki gün sonrasında Levski Sofya ağlarını havalandıran Despodov, geçen sene de Litex'in Bulgaristan Kupası çeyrek final maçında Levski karşısında 10 kişi kaldığı maçta sonradan oyuna girip iki gol atmayı başarmıştı. Hal böyle olunca, dün de attığı golden sonra, sorusunu sormuş: "Neden sürekli ben?"


27 Nisan 2017 Perşembe

Transfer İçin Dövme Şartı


Romanya ligi sona yaklaşmışken takımlar da yeni sezon için transfer çalışmalarına başlarken, Steaua Bükreş'in başkanı Gigi Becali'den ilginç bir dövme çıkışı geldi. "Astra Giurgiu'da forma giyen genç yetenek Alexandru Ionita'yı seneye takıma transfer etmek istiyorum ama bir şartım var; Göğüsünde yaptırmış olduğu Rapid dövmesini sildirecek" diyen başkanın önerisine şimdiye kadar Steaua Bükreş'in ezeli rakibi Rapid Bükreş alt yapısında futbola başlayan 22 yaşındaki futbolcudan cevap gelmezken, 2018 yılına kadar Astra ile sözleşemesi olan Ionita'nın talibi sadece Steaua değil, Türkiye'den de iki takımın genç oyuncunun peşinde olduğunu yazmakta Rumen basını...


Galatasaray:0-1:Fenerbahçe


Blog yazmaya 2007 senesinde başladım, oysa 2000 yılında başlamış olsaydım izlediğim maçları yorumlamaya, 26 Mart 2000 tarihinde Ali Sami Yen'de oynadığımız ve Johnson'un serbest atıştan attığı golle mağlup olduğumuz derbinin yazısını "kopyala-yapıştır" yapardım bu başlığın altına. O talihsiz gün de tek kale oynamıştık, Fenerbahçe korner dahi atmamıştı ama top bir türlü bizimkileri sevmezken, daha sonra Fenerbahçe'nin "herşeyi" olacak Emre Belezoğlu'nun son saniyede baraja girip, Johnson'un şutunun Emre'nin sırtına çarpmasıyla maçtan mağlup ayrılmıştık.
23 Nisan gecesi de aynı senaryo tekrarlandı, maç boyu savunmada kalan, Galatasaray kalesine gitmeyi dahi düşünmeyen ve beraberlik amacındaki Fenerbahçe, karşılaşmanın uzatma dakikalarında bulduğu golle üç puanın sahibi oldu... İki takımın geriye baktıklarında unutmak isteyecekleri sezonda, Fenerbahçe Galatasaray yenerek, taraftarını mutlu ederken, Dursun Özbek yönetimindeki Galatasaray hedef maçını da kaybetmiş oldu...
Maçla ilgili arşive geçmesi anlamında tek not: Kadıkoy'deki derbide de TT Arena'daki maçta da galibi belirleyen Carole'un yapmış olduğu hatalardı... Deplasmanda arkasına rakibi kolayca kaçırdı, pazar gecesi de Şener'den kolay bir çalım yedi.



Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Yılmaz Çalık, Semih Kaya, Carole, Tolga Ciğerci (Dk. 90 Josue), Selçuk İnan, Yasin Öztekin (Dk. 80 Eren Derdiyok), Sneijder, Bruma (Dk. 68 Rodrigues), Podolski
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Şener Özbayraklı, Kjaer, Skrtel, Hasan Ali Kaldırım, Mehmet Topal, De Souza, Lens, Alper Potuk (Dk. 90+2 Ozan Tufan), Chahechouhe (Dk. 62 Volkan Şen), Van Persie (Dk. 80 Sow)
Gol: Dk. 90+1 De Souza (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Dk. 61 Van Persie, Dk. 85 De Souza, Dk. 88 Skrtel, Dk. 90+4 Volkan Demirel (Fenerbahçe)

21 Nisan 2017 Cuma

8 Değil 18 Penaltı Atılsa, Fabri Kurtaramazdı


"Ah be Fabri, insan bi' penaltı kurtarmaz mı be Fabri?" diye ahlanıyordu fırında simit kuyruğunda bekleyen Beşiktaşlı bu sabah. Kargalar daha kahvaltısını etmemişken, teknik taktik kasmak istemediğim için aldırış etmedim de "Kurtaramazdı efendim, sekiz penaltı değil onsekiz penaltı atılsa yine de kurtaramazdı"... Futbolun artık dev bir sanayi haline geldiği,  şansın mümkünce minimize edildiği yerde, Lyon dersine iyi çalışmış öğrenci görünümündeyken, Beşiktaş penaltı atışlarında sınıfta kaldı dün gece kendi taraftarı önünde. İlk maçın 2-1 ile sonuçlanması neticesinde, deplasmana gelecek olan Fransızlar, her türlü skorun yanında karşılaşmanın eşitlikle sonuçlanıp, penaltı atışlarına da gitmesini hesaba katıp, antrenmanlarında 11 metre atışlarını da tecrübe etmişler, hem de ciddiyetle, bilimsel verilerle... Oysa Şenol Hoca, takımın belki de en iyi topa vuran topçusu Talisca'yı son penaltıcı yazarak, acemice bir karar vermiş, penaltı işini pek de hesaba katmadığını göstermişti. Bereket, Brezilyalıdan önce topun başına gelen dört arkadaşı hata yapmadı da sıra Talisca'ya geldi, hatırlanacağı üzere çeşitli final karşılaşmalarında yaşanılan onca acı tecrübeden sonra hocalar penaltıcıları seçerken en iyi atanları listenin en başına yazmaktadırlar... Neden mi, 5 penaltı atacağın garanti mi? Ya sıra gelmezse?

Dün geceki penaltı atışlarına dönersek, Beşiktaş'ta en başarılı atışı kullanan oyuncular Ryan Babel ve Atiba Hutshinson oldu. Hollandalı, bir kaleci için en zor yer olan bel üstüne topu vurarak, Lopes'i, çaresiz bırakırken, Atiba da sağ üst köşeye attı, direkten gol oldu.  Öte yandan, takımı adına ikinci penaltıyı kullanan siyah beyazlı oyunculardan Cenk yerden sağ alt köşeye attı ki Lopes köşeyi tuttu, uzanamadı, Tolgay kaleciyi terse yatırdı ama o da sol alt köşeye attı. Serbest vuruşlarda köşelerden örümcek avlayan Talisca da kendisinden beklenmeyen bir vuruş yaptı, Cenk gibi sağ alt köşeye vurdu, Lopes yine az kalsın çıkarıyordu.

Rakip takımda ise Fekir kalenin sol üst köşesine, Ghezzal yine sol üst köşeye, penaltı atışları için oyuna giren Rybus da yine sol köşeye attı ama istediği gibi bir vuruş yapamadı, top kalecinin diz kapağı hizasında gitti. Beşinci penaltıyı atan Valbuena da çalıştıkları gibi sağ üst köşeye attı.
Tolisso en kötü penaltı atan oldu, sağ alt köşeye vurdu ki Fabri'nin kurtarışa en yakın atıştı, mümkün ki hocasının dedikleri dışında hareket etti Lyon'lu topçu.

Seri atışlara geçildiğinde senaryo yine aynen devam etti, Necip kalenin sol alt köşesine atarken, Lyon'lu savunmacı Diakhaby hocasının çalıştırdığı gibi kalecinin sol üst tarafına atıyordu topu. Beşiktaş'ta sıra Tosiç'e geldiğinde, Sırp futbolcu Cenk ve Talisca'nın yaptığı gibi kalecinin sağ alt tarafına vurdu ama şans bu sefer Lopes'in yanındaydı.  Maçı kazanma topunu alan Jallet, maç öncesi konuştukları gibi kalecinin çaresiz kalacağı taraf olan üst köşeye garanti bir vuruş yaptı ama ayarı kaçırınca elini başının arasına almak zorunda kalıyordu. Futbol tanrıları Beşiktaş'a maç boyunca verdikleri şanslardan birini daha vermişti ama Mitroviç diğer arkadaşları gibi "spontane" bir vuruş yaptı, kalecinin sağ alt tarafına attı, Lopes kolayca topa hakim oldu. Tur penaltısı için meşin yuvarlağı beyaz noktaya diken Gonalons, Fabri'nin sağ üst tarafına atarak geceyi sonlandıran futbolcu oldu...

Dedik ya, sekiz penaltı değil on sekiz penaltı atılsa Fabri'nin yapacağı hiç bir şey yoktu zira Lyon'lular derslerine iyi çalışmış, kaleciye hiç şans bırakmamışlardı...


12 Nisan 2017 Çarşamba

Medipol Başakşehir:4-0:Galatasaray


Futbolcularla iç içe olan, antrenmanlarda onları izleyen takımın teknik direktörüdür, o sebeple sahaya çıkan oyuncuların form durumunu en iyi Hırvat hoca Tudor bilecektir, bizim "Sneijder oynasın, Podoslki oynasın" isteklerimiz dilekten öteye gidemez...  Hoca da sezonun en kritik maçını kaybetmek isteyecek kadar "hain" olmadığına göre, Medipol Başakşehir karşısındaki farklı mağlubiyet ve "hayalet" oyunun sebebi nedir?
Rakip kaleye şut atamayacak kadar kötü mü Galatasaray'lı futbolcular?
Üç pası arka arkaya yapamayacak kadar kabiliyetsiz mi?
Hayır...
Peki, neden rakip takım futbolcularına maç sonunda Şampiyonlar Ligi müziği eşliğinde kahkahalar attıracak duruma geldik?
Cevap Igor Tudor'un yayıncı kuruluş mikrofonlarına verdiği röportajda saklı:
"Futbolcularım sanki Nou Camp'ta Barcelona ile oynar havasındaydılar"
Farklı skormuş, yenilgiymiş, Şampiyonlar Ligi hedefinden uzaklaşmakmış, inanın bunlar çok ta üzmüyor bizi de, Galatasaray forması tek başına şampiyonluğa oynarken, şimdi o formanın içindekiler rakipten korkar hale gelmiş... İçimizi acıtan da tam olarak bu...
Ne diyelim, ne zaman ki formaya yıldızlar konulmaya başlandı, formanın içindekiler ruhunu, hırsını kaybetmeye başladılar demek...



STAT: 3. İstanbul Başakşehir Fatih Terim
HAKEMLER: Cüneyt Çakır, Tarık Ongun, Alpaslan Dedeş
MEDİPOL BAŞAKŞEHİR: Volkan Babacan, Caicara, Yalçın Ayhan, Epureanu, Alparslan Erdem, Emre Belözoğlu, Mahmut Tekdemir (Dk. 88 Attamah), Visca, Mossoro (Dk. 73 Samuel Holmen), Cengiz Ünder, Adebayor (Dk. 76 Mustafa Pektemek)
GALATASARAY: Muslera, Semih Kaya (Dk. 67 Lukas Podolski), Ahmet Çalık, Chedjou, Linnes, Selçuk İnan, Josue, Yasin Öztekin, Bruma, Rodrigues (Dk. 67 Wesley Sneijder), Eren Derdiyok
GOLLER: Dk. 11, 44, 57 Adebayor, Dk 86 Mustafa Pektemek (Medipol Başakşehir)
SARI KARTLAR: Alparslan (Medipol Başakşehir), Yasin Öztekin, Josue (Galatasaray)

7 Nisan 2017 Cuma

Curvalar Geri Döndü





Ne derbi dediler, ne Avrupa maçı... "O bariyerler kale arkalarından sökülmezse biz yokuz" dediler, evleri bildikleri 'curva'ları terk eylediler... Ve aylar süren protestolar sonrası ultraslar istediklerini aldılar, bariyerler söküldü ve başkent Roma'nın düşman kardeşleri İtalya Kupası rövanş maçında olmaları gereken yerlerde boy gösterdiler... Onlar geri dönünce de, maçtan ziyade tribünler ilgi odağı oldu, Lazio kazandı, Totti üzüldü... Biz de İtalyanlara özenip, e-bilet protesto edip, ilk "şatafatlı" maçta davamızı satıp, varalım "ultrasçılık" oynayıp duralım...





CSKA Sofya'nın 70. Yıl Logosu

5 Mayıs 2018'de 70. kuruluş yılını kutlayacak olan CSKA Sofya, 70. yıl özel logosunu kulübün web sayfasından taraftarlara duyurdu. Yapılan açıklamada, iki seçenek üzerinde durduklarını, ya Juventus gibi yepyeni bir logo yapacaklarını, ya da klasik logoyu süsleyeceklerini belirten kulüp yetkilileri, ikinci seçeneği CSKA tarihine daha çok yakışacağını belirttiler. Bu arada kulüp 70. seneye özel logo çalışmalarında bulunuyor lakin kulübün amblemi şu an kendi ellerinde değil zira CSKA Sofya'nın ambleminin kullanım hakkı için geçen hafta yapılması planlanan açık arttırma, taraftarın teklif veren adayları açık arttırmanın yapılacağı salona sokmaması ile ileri bir tarihe ertelenmişti.

3 Nisan 2017 Pazartesi

Galatasaray:4-0:Adanaspor


Şampiyonluktan matematiksel olarak kopmuş olmasak da, Beşiktaş'ın deplasmanda zorlandığı maçlara karşın iç sahada güvenli oyunu ile aldığı puanlar ve aradaki 9 puan can sıkarken, hedefsizliğin sıkıntısında Şampiyonlar Ligine katılma yarışı ve haftaya ikinci Başakşehirspor ile karşılaşılacak olması tekrar heyecanımızı artırmaya yetti bile. Rakip Adanaspor'du, zayıftı, sorun çıkaracak gücü yoktu da, Fenerbahçe ile Kadıkoy'de 2-2 berabere kalmış olmaları, bazılarının aklına "acaba?" sorusunu sokmaya yetiyordu.
Beklediğimiz gibi rahat kazandı Galatasaray, daha 60. dakikada 4 farklı öne geçince, maç da erken kopmuş oldu. Tudor, son maçlarda kıpırdanmaya başlayan, "istatistik kağıdına" oynamak yerine kendisinden beklenildiği gibi takım arkadaşlarını oynatmak için uzun paslar atmayı akıl edebilen Selçuk İnan'ı alkışlatmak için bitime yarım saat kala yanına alırken, günün skordan ziyade en fazla konuşulacak olayı, Sneijder'in yedek kalıp, 20 dakika kala sahaya girmesiydi. Ve memleketim medyası kendine nur topu gibi bir gündem daha yaratmayı becerdi: Galatasaray Sneijder'le mi Sneijder'siz mi oynar?
Sanki Galatasaray çok umurlarındaymış gibi kendilerince bu soruyu sorgularken, esas niyet Sneijder üzerinden Tudor'u yıpratmak... "Sneijder mutsuz", "Sneijder tempoyu kaldıramıyor", "Tudor, Sneijder'ı sildi", "Tudor'un gelecek planında Sneijder yok" buna benzer önümüzdeki haftalarda çok cümle okuyacağız. Oysa şundan eminiz ki, Igor Tudor elindeki yıldızı harcayacak kadar tecrübesiz değil, Sneijder de "ona buna göre hareket edecek" kadar amatör değil...


Martin Linnes'te ısrar edilmesinden yanaydık, hala da aynı fikirdeyiz, takımın belki de en profesyonel topçusu, "gel dersen gelir, git dersen gider", her zaman oynamaya hazır Norveçli oyuncu. Carole'un sakatlığında bulduğu forma şansını, umarım Tudor ona lig sonuna kadar verir.  Aynı şekilde Ahmet Çalık'tan da faydalanılması gerekmektedir ki görüldüğü üzere Galatasaray'ın savunması Semih ile Ahmet'e emanet edilecek önümüzdeki maçlarda, tabii Serdar Aziz'in seneye dönüşü sonrası savunmada rekabet artacaktır.

Josue şu anda kiralık oynamakta ama anlaşılan o ki Hırvat hocanın gelecek planlarında Portekizli oyuncu yer alacak, bonservisi Braga'dan istenebilir. Josue de yeni hocasının gelmesiyle birlikte vites arttırdı, mücadelesi ve koşmasıyla takıma faydalı işler yapıyor. Sneijder ile dönüşümlü kullanabilir kendisini Igor Tudor önümüzdeki haftalarda... İzleyip, göreceğiz...




Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, Serkan Olguncan, Serkan Çimen
Galatasaray: Muslera, Cavanda, Ahmet Çalık, Semih Kaya (Dk. 68 Sneijder), Linnes, Rodrigues, Josue, Selçuk İnan (Dk. 62 Tolga Ciğerci), Yasin Öztekin (Dk. 78 De Jong), Eren Derdiyok, Podolski
Adanaspor: Itandje, Digao, Ramos, Didi, Halil İbrahim Pehlivan, Foguinho, Koman, Mustafa Samican Keskin (Dk. 23 Tevfik Altındağ), Vinicius (Dk. 83 Reynaldo), Ahmet Dereli (Dk. 76 Cem Özdemir), Magaye
Goller: Dk. 25 Podolski, Dk. 47 Rodrigues, Dk. 56 ve 59 Selçuk İnan (Penaltılardan) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 5 Cavanda, Dk. 33 Linnes, Podolski (İlk yarı bitiminde), Dk. 63 Josue (Galatasaray), Dk. 36 Koman, Dk. 55 Digao, Dk. 85 Tevfik Altındağ (Adanaspor)

23 Mart 2017 Perşembe

Video Hakem






Futbolda video hakem tartışmaları her geçen gün artarken, basketbolda hakemlerin sık sık monitörden destek aldıklarına alıştık artık. Dün gece Euroleague'te play-offu yakından ilgilendiren maçta Kızılyıldız evinde Olympiakos'u konuk etti. Oldukça çekişmeli geçen karşılaşma uzatmaya gitti ve deplasman ekibi kendilerine zamanında Euroleague şampiyonluğunu getiren Printezis'in set oyunuyla Kızılyıldız'ı 66-64 yenerken, uzatmanın son 20 saniyesinde meydana gelen tartışmalı pozisyonda hakemlerin monitör karşısındaki "hanımefendiyle" yakın teması ilginç görüntüler ortaya çıkardı. İki dakikaya yakın süren pozisyon incelemesinde maçın hakemleri oldukça memnun gözükürken, "hanımefendi"nin sıkıntılı hali gözlerden kaçmadı...



Blog Widget by LinkWithin